Asıl adı Ömer Okçu’dur. 1932 yılında Erzincan’da doğan Hekimoğlu İsmail, müstear adını Hekimoğlu lakabıyla tanınan dedesi İsmail Efendi’den aldı. Babası Fahri Efendi, Kazım Karabekir Paşa’nın ordusunda uzun yıllar askerlik yapmış ve İstiklâl Madalyası kazanmıştı. Annesi, Kemahlı Mahbube Hanım, bir Osmanlı hanımefendisiydi.

Ömer Okçu, ilkokul birinci sınıfa giderken, 12 Aralık 1939 gecesi yaşanan büyük Erzincan depreminde göçük altında kaldı ve yaralı olarak kurtarıldı. Ağabeyi Hakkı ile kız kardeşi Bedriye’yi bu depremde kaybeden yazarımız, o kışı ailesi ile çadırda geçirmek zorunda kaldı. Ancak bir yıl sonra okuluna dönebilen Ömer Okçu, 1946’da ilkokulu, 1950’de ortaokulu çok zor şartlar altında bitirdi.

Ortaokulu bitirdiğinde, yerde bulduğu gazete parçasında bir ilan gördü. Zırhlı Birlikler Okulu’na askeri öğrenci aranıyordu. Depremden sonra maddi sıkıntı içinde olan ailesine bir an önce destek olmak maksadıyla, astsubay olmaya karar verdi. Az bir harçlık ve bir tahta bavul dolusu peksimetle yola çıktı. Bu yolculuk, toplam 22 yıl sürecek askerlik hayatının da başlangıcıydı.

1952’de Nihal Atsız’ın teşvikiyle bir yandan milliyetçi kitap ve dergileri, bir yandan da Batı klasiklerinin büyük bir bölümünü okudu. Sefiller ve Monte Cristo Kontu en çok etkilendiği kitaplar oldu. 1953’teSerdengeçti ve Büyük Doğu dergileriyle tanıştı. O güne kadar hiçbir dinî eğitim almayan ama dergilerde okuduğu İslami hayattan etkilenen Ömer Okçu, bu konuda araştırmalar yaptı. İlk işi Ömer Nasuhi Bilmen’in ilmihalini okuyup namaza başlamak oldu. Bu dönemde sık sık camilere gitti ve tanıştığı hocalara sorular sordu.

Yine aynı dönemde Said Nursi’nin dinî kitaplar yazdığını ve bu yüzden hapiste olduğunu öğrendi. Bundan çok etkilenip Risale-i Nurları okumaya ve anlamaya çalıştı.

Necip Fazıl tarafından neşredilen Büyük Doğu dergilerini satın alıp otobüslere, vapurlara, trenlere bırakmaya başladı.

1954’te kendi kendine Kur’an okumayı, Osmanlı Türkçesini ve yardımcı kitaplarla İngilizceyi öğrendi. Sık sık Sahaflar Çarşısı’na uğramaya başladı. Zaman zaman Zeyrek Camii’nde Mehmed Zahid Kotku Efendi’nin sohbetlerine katıldı.

1956 Ağustos’unda Erzurum-Kandilli 6. Zırhlı Tugay’a tayini çıktı. Bu dönemde hafta sonları Mehmed Kırkıncı Hoca’nın, Erzurum Murat Paşa Camii’ndeki sohbetlerine katıldı.

1958’in başlarında Tarihçe-i Hayat’ın basıldığını öğrendi ve bir grup arkadaşıyla birlikte Emirdağ’da Bediüzzaman’ı ziyaret etti.

Tuzla Uçaksavar Okulu’nda katıldığı 6 aylık kursu başarıyla tamamlayan Ömer Okçu, Amerika’ya füze eğitimi almaya gitti.

Amerika’dan Necip Fazıl’a yazdığı mektup Büyük Doğu’da yayınlanınca bu dergideki yazarlığı başlamış oldu.

Türkiye’ye döndükten sonra 1959 yılında evlendi. Ümraniye’deki evinde geceleri gizli gizli Minyeli Abdullah romanını yazdı. Roman ilk defa 1965’te Babıali’de Sabah gazetesinde neşredildi.

1967’de yayın hayatına başlayan İttihad gazetesinde “His ve Fikir” başlığıyla 1971’e kadar köşe yazıları yayımlandı.

Hekimoğlu İsmail imzasıyla yayımlanan Minyeli Abdullah romanından dolayı evi arandı, pek çok defa sorgulandı. Bunca baskınlara, sorgulara rağmen yazmaktan vazgeçmedi. 1972 yılında ordudan emekli oldu.

1972’te Yeni Asya gazetesinde makaleleri neşredildi.
1974’te İstanbul’da kurduğu Türdav Basım Yayın Ticaret Limited Şirketi’nde genel müdürlük yaptı.

1976 yılının Ocak ayında Sur Dergisi’ni çıkardı. Dergide on farklı isimle yazılar yazdı. Aynı yıl Hizmet Vakfı’nın müdürlüğünü üstlendi; Risale-i Nurlar’ı bastırmaya başladı. Böylece Sözler Yayınevi kurulmuş oldu. Ardından “Tevafuklu Kur’an”ın ilk basımını gerçekleştirdi.

Yurt içinde ve yurt dışında yüzlerce konferans verdi. 1982’de arkadaşlarıyla birlikte Timaş Yayınevi’ni kurdu.

Minyeli Abdullah romanı 1989’da filme çekildi. Yücel Çakmaklı’nın yönettiği ve iki bölüm halinde gösterilen film, döneminin gişe rekorlarını kırdı.

1992 yılında yayımlanan “Demek ki Öyle” başlıklı, imam hatip lisesi öğrencilerinin askeri okullara alınmasını savunduğu yazısından dolayı ağır ceza mahkemesinde yargılandı. Aynı yıl Bayrampaşa ve Şile Cezaevlerinde beş hapis yattı.

1994’te Harran Üniversitesi Fahri Edebiyat Doktorası unvanına layık görüldü.

Hekimoğlu İsmail, 3 Şubat 2002 Pazar günü Eyüp Sultan Camii’nde sabah namazı kılarken beyin kanaması geçirdi ve yoğun bakıma alındı. Dört buçuk ay sonra hastaneden evine taburcu edildi.

Hastalık sonrası sol kolunu ve bacağını kullanmakta zorluk çeken Hekimoğlu İsmail, kitap çalışmalarına, köşe yazılarına kaldığı yerden devam etti.

Menan Cinleri ismiyle yazdığı hikâye kitabı, tiyatroya uyarlandı. Tercüman Çocuk dergisinde yazdığı yazıları daha sonra çocuk kitabı olarak yayımlandı.

Hekimoğlu İsmail okumaya, yazmaya ve konferanslarına devam ediyor.

Yayımlanmış Eserleri

Romanları: Minyeli Abdullah, Maznun, Sibel, Bir Deliyle Evlendim, Firavun’un Öldüremediği Musa’dır, Cumhuriyet Çocuğu.


Hikâyeleri: Menan Cinleri, Hayata Düşülen Dipnotlar.


Biyografi: 100 Soruda Bediüzzaman, Mehmed Akif ’e Göre Dün Bugün Yarın 

Şiir Derlemesi: Sevdalı Şiirler-1, Sevdalı Şiirler-2

Düşünce: Derdimi Seviyorum, Güneşi Arayan Adam, Sonsuza Yürüyüş, Müslüman ve Para, Mum, İnsan Bu, Bir Millet Uyanıyor, Düşünceler, Yapraklar, Tefekkür,
Akıl ve Gerçek, Neye Nasıl İnanırım?,Ölüm Yokluk mudur?, İyiliğin Kaynağı, Mecnun Gezenin Leyla’sı, İyi Günde Kötü Günde Evlilik, Allah Kullarıyla Nasıl Konuşur?, Allah’a Yaklaştıran Ameller, Zamanın Efendisi Bediüzzaman, His ve Fikir, Bir Işık Görüyorum, Yüzyıllık Müjde, Genç Arkadaşıma Mektuplar, Müslüman Darbeci Olmaz.


Yazarın Kitapları