Minyeli Abdullah

Minyeli Abdullah

 1967 yılında yayınlanmış, bugün 93. baskısıyla hâlâ raflarda yerini alan Minyeli Abdullah romanının izini sürerken, yolumuz Hekimoğlu İsmail’in Cağaloğlu’ndaki kütüphanesine uğruyor. Günün erken saatlerinde odasında çalışmaya başlayan Hekimoğlu ile kitabını en iyi yazarı anlatır düşüncesiyle Minyeli Abdullah üzerine sohbet ediyoruz. Biz soruyoruz o, hayalen yarım asır evveline giderek anlatmaya başlıyor… 

“Ben ‘Minyeli Abdullah’ı yazarken aslında dertlerimizi yazdım,” diyor, “inançlı insanların dünyasını ve yaşadıklarını… O dönemde o günün şartlarına bağlı sıkıntılar vardı. İnsanlar İslami kitap okudukları için kolluk kuvvetleri tarafından karakola götürülüp nezarete atılıyorlardı mesela. Müslümanların içinde bulunduğu hali bir şekilde anlatmalıydım…1960’lı yıllarda üç büyük fikir hareketi vardı. Türkçüler, dindarlar ve dine karşı olanlar. Herkes kitap yoluyla davasını anlatıyordu. Dindarların kitapları ise sadece ilmihallerden oluşuyordu. Durmadan ilmihal basılıyordu. Halbuki ilmihal ancak İslam’ı kabul etmiş insanların okuyacağı bir kitaptır. Önemli olan insanlara, İslam’ı hakikatiyle anlatmanızdır. Usûl yanlıştı. Sokaktaki adama hitap etmemiz gerekiyordu, bunun bir yolunu bulmalıydık.  

Türkçülerin lideri Nihal Atsız, ‘Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden köpekler bile gülecek kimsesizliğimize,’ diyordu. Türkçüler yalnızdı. Halka bir şey anlatılmıyor; sadece ‘Yaşasın Türkler’ sloganları atılıyordu. Yahu Türkleri yaşatacak olan kim? ‘Allah’ deyince irticai faaliyet oluyordu. Türkçülüğü ve komünizmi anlatan kitaplar vardı da İslamiyet’i anlatanlar başkaydı: ‘Tut orucu, kıl namazı, gidersin cennete.’ Allah cenneti nasip eder inşaallah ama bizim şu dünyayı cennet etme derdimiz vardı.” 

“Ya bir yol bul, ya bir yol aç ya da yoldan çekil,” der Konfiçyüs. Memleketin ahvali ve Müslümanlar bu durumda iken yeni bir yol açmayı seçmişti Hekimoğlu.  

“Bunun üzerine ‘Ben’ dedim ‘roman yazacağım.’ En iyi yolun roman olduğuna karar verdim. Çünkü Avrupa’yı ayağa kaldıran romanlardı. Romanda istediğin her şeyi söylemek serbestti. Hadis tahlili de yapsam kimsenin sesi çıkmazdı. Olsa olsa söylediklerime hayal ürünü derlerdi. Aynı dönemde solcular Yılanların Öcü’nü, İnce Memed’i yazdılar. Bunlar kapışıldı. İdeolojiler ancak edebiyatla anlatılabilirdi, bu kesindi.” 

Zor şartlar altında verdiği bir kararla idealinin ardına düşer Hekimoğlu. Yolu önce Ümraniye’ye uğrar:  

“Ümraniye’nin çöplüğüne gittim. Çöplüğü dolaştım. Bazı evrakların bir yüzü yazılmış bir yüzü yazılmamış. O, bir yüzü kullanılmış kâğıtları topladım.” 

Kimseye haber vermez; ne ailesine, ne en yakın arkadaşlarına… “Daha önce kitap yazma deneyimim yoktu” diyerek devam ediyor hangi şartlarda yazmaya başladığına… 

“Geldim eve, hanımın, çocuğun, hiç kimsenin haberi yok. Gizlice yazıyorum. O devirde öyle. Bekliyorum ki hanım yatsın da ben yazayım. Hanım ve çocuklar uyuyor ben kalkıyorum. Evvela yazılarımı muhafaza edeceğim yerleri hazırlıyordum. Mesela banyoda su rezervinin kapağının altına koyuyordum. Sonra buzdolabının yan kapağını söküp motorun yanına yerleştiriyordum. Bir de bahçedeki kuyuya iple sarkıtıyordum.”  

Bu sırada defalarca evi aranır, hiçbir şey bulunamaz. Bu zor şartlarda yazılır Minyeli Abdullah. Elden ele, dilden dile dolaşır. Sinemaya aktarılır. Hakkında tahkikatlar yapılır; hepsinden beraat eder. Hekimoğlu’nun ardına düştüğü hayal gerçek olur. “Bu kitabın böyle kıyamet kopartacağını kimse tahmin etmiyordu; ben de etmiyordum,” diyerek ihlasla çıkılan yolda Allah’ın engelleri kaldırarak nasıl muvaffak ettiğine okurlarını da şahit kılar.  

“Bu kitap neden bu kadar yankı yaptı?” diye sorduğumuzda verdiği cevap çok net:  

“Felsefe Natürizmdi. Yani ‘Allah’ kelimesinin yerine ‘tabiat’ kelimesi konmuştu. Halk yanıyordu. Ebeveyn ‘Allah’ diyor, öğretmen ‘tabiat’ diyor; çocuk anarşist oluyordu. Halk yanıyordu. Ekonomi kapitalistti. Bankalar ekonomiyi yönetiyordu. Halk faize düşmandı, yine yanıyordu. Minyeli Abdullah bu yangını söndürmeye çıktı.” 

Türkiye’yi ayağa kaldırdığı günden bu zamana tam 50 yıl geçti. Hâlâ binlerce satıyor… ve her yeni nesil aynı heyecanla okumaya devam ediyor…


Satış Noktaları