Descartes

Descartes

Descartes (Dekart) 1596–1650 yıllarında yaşamış Fransız filozoflarındandır.

Bir kısım Müslümanlar akıldan uzaklaştığı sırada o, akla yapışmış: “Herşey aklın kabul edeceği şekilde anlatılmalıdır” derken, Müslüman olmadığı halde İslâm’a çok çok yaklaşmış, o ölçüde de Hıristiyanlık’tan ve kiliseden uzaklaşmıştı. “Kainatta meydana gelen her olay, değişmez kanunlara ve sebeplere bağlıdır, bunları akıl anlar ve anlatır” derken de Galile’’yi mahkum edenleri mahkum ediyordu. Böylece akılcılık (rasyonalizm) felsefi mesleğini kuruyordu ki bunun zıddı akıldışı olmak veya o günkü kilise gibi inanmak…

İslâmiyet de: “Aklı olmıyanın dini yoktur” buyurmuş. Çünkü Kur’an, Peygamber ve insan aklı, bunların üçü bir bütündür, birini devreden çıkardı mı, İslâmiyet biter. “İslâmiyet nakil dinidir” ibaresini yanlış anlıyanlar, ezberle, taklitle dini hayatlarını yürütmeye çalışırken, akıllarını başka işlerde kullanmışlar. Halbuki İslâmiyet’’ten ayrılan akıl dalalet vadilerinde dolaşırken, akıldan ayrılan din de taassuba (körü körüne inanmaya) kayar.

Hayret birşey: Müslümanlar’ın terkettiği her meziyete, her fazilete ecnebiler sahip çıkmış. Akıllarını şeyhlerinin, hocalarının, üstadlarını anlamaya yormayan Müslümanlar’a inat, Avrupa’da rasyonalizm doğmuş.

Maddeyi yaratan Allah’tır, Allah’ın yarattıklarını Allah adına öğrenmek ibadet iken, Müslümanlar mânâ âlemine dalmış (ne kadar daldıkları da bilinmiyor) dolayısıyla komünistler, maddeye sahip çıkıp, materyalizm felsefesini geliştirmiş.

Allah, herşeyi insanın faydasına sunmuş, Müslümanlar hiçbir şeye sahip çıkamayınca Amerikalılar pragmatizmi milli felsefe olarak kabul etmiş.

Tabiat, Allah’ın yarattığı en büyük sanat eserlerinden biri iken, Müslümanlar bu gerçeği de anlamamış, naturizm, Fransa’dan milli eğitime davet edilmiş.

Neticede Müslümanlar, kendi malları olan ilmi, tekniği ve mantığı Avrupa’da bulmuş. Rasyonalizm “rasyonal” kelimesinden türetilmiştir, bu da matematik demektir. Matematiğin girmediği ilim yoktur. İslâmiyet de ölçü ve ahenk dini değil mi?

Demişler ki: “Hayat hesap, kitaptır”. İslâmiyet de hayat dini olduğuna göre, o da hesap ve kitaptır. Böylece Dekart, fıtri din olan İslâmiyet’e iyice yaklaşmış.
–
Dekart’’ın hatası yok muydu?

Dekart’’ın Müslüman olduğunu söylemedik, her Müslüman da hatasız değildir.

Hayat bir denklemdir. Her söz, her hareket bu denklemin bir unsurudur, üyesidir. Dolayısıyla her insan kendi denklemini kendisi kurar, sonuca razı olan çok azdır. İşte asıl mantıksızlık da burdadır.

İslâmiyet, Allah’ın gönderdiği bir din olduğuna göre, Müslümanlar’ın her bakımdan en iyi duruma gelmesi lazım. Gelememişse hayat denklemini yanlış kurmuşlar ki bu sonuç çıkmış…

Denebilir ki: “Gavurun rasyonalizminden bize ne?”

Tamam, rasyonalizme karşı çıkalım, Allah’ın lutfettiği aklı da mı bir yana atalım?

Zaten akla sahip çıktığımız gün, rasyonalizmin de hatalarını düzelterek, insanlığa en ideal düşünceyi takdim edip, en güzel yaşama tarzını göstereceğiz.

Dekart’ın eserlerinden biri de Aklın İdaresi İçin Düsturlar.

Aklını idare edenlerin sayısı da çok azdır. Akıl, sonsuz fikir üretir, sonsuz kararlar verir.

Bunların içinde hangisi doğru?

Maymunların futbol oynadığını, maça gittiğini gördünüz mü? Çünkü onların aklı bu işe de yatmaz.

Öte yanda üstün bir akla sahip olan insan top oynuyor, maça gidiyor, takım tutuyor. Acaba akıl bunun için mi verildi?

İnsan aklını idare ederse kendini idare etmiş olur. Kendini idare edemeyen insan aslında hiçbir şeyi idare edemez.

İdare ettiğini sansa da, hem kendine, hem de başkalarına zarar verir.
Kendini idare edemiyenlerin yönetici olması, yönetilenler için de talihsizliktir amma ne yapsınlar?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir